Hızlı
Bağış Yap

HIZLI BAĞIŞ YAP

₺
50
100
300
500
1000
₺

Gazze’de İçme Suyu Krizi: Susuzluk Büyüyor

Gazze’de İçme Suyu Krizi: Artan Zorluklar Arıtma Tesislerinin Sürekliliğini Tehdit Ediyor

Gazze’de temiz içme suyuna ulaşmak, milyonlarca insan için her geçen gün daha zor ve tehlikeli bir mücadeleye dönüşüyor. Savaşın yol açtığı geniş çaplı yıkım, elektrik kesintileri, yakıt sıkıntısı ve su altyapısındaki ağır hasar nedeniyle aileler en temel yaşam hakkı olan güvenli suya dahi yeterli miktarda erişemiyor. Çocuklar, kadınlar, yaşlılar, hastalar ve yerinden edilmiş aileler, günlük ihtiyaçlarını karşılayabilmek için uzun mesafeler yürümek veya sınırlı sayıdaki su dağıtım noktalarında saatlerce beklemek zorunda kalıyor.

Gazze Ticaret, Sanayi ve Tarım Odası tarafından hazırlanan “Gazze’de İçme Suyu Krizi: İşletme Kısıtlamaları, Enerji Eksikliği ve Altyapı Hasarı” başlıklı ekonomik savunuculuk raporu, içme suyu sektöründe yaşanan krizin boyutlarını çarpıcı verilerle ortaya koyuyor. Rapora göre savaş öncesinde yaklaşık 250 olan içme suyu arıtma tesisi sayısı bugün 74’e geriledi. Toplam 176 tesis tamamen yıkılırken faaliyetini sürdürebilen tesislerin de önemli bir bölümü kısmi hasarla ve ciddi işletme sorunlarıyla çalışıyor.

Raporda, bir arıtma tesisinin ortalama üretim kapasitesinin yaklaşık yüzde 54 düştüğü, günlük çalışma süresinin yarı yarıya azaldığı ve arıtılmış suyun metreküp fiyatının yaklaşık yüzde 233 yükseldiği belirtiliyor. Bu göstergeler, Gazze’de su krizinin yalnızca fiziksel yıkımdan kaynaklanmadığını; enerji, bakım, lojistik ve ekonomik erişim sorunlarının birbirini beslediği çok katmanlı bir insani acil durum hâline geldiğini gösteriyor.

Öncüler İnsani Yardım Derneği, Gazze’de yürüttüğü temiz su dağıtımları ve su tankerleriyle özellikle yerinden edilmiş ailelerin yaşadığı çadır bölgelerine ulaşmayı sürdürüyor. Ancak mevcut krizin büyüklüğü, su yardımının sürekli, düzenli ve daha geniş kapsamlı biçimde desteklenmesini zorunlu kılıyor. Çünkü Gazze’de ulaştırılan her litre temiz su; susuzluğun giderilmesinin yanı sıra hastalıkların önlenmesi, hijyenin korunması ve insan onurunun desteklenmesi anlamına geliyor.

Gazze’de Su Krizi Neden Bu Kadar Derinleşti?

Gazze’de su sorunu savaşla başlamadı. Bölgenin sınırlı yer altı su kaynakları, yüksek tuzluluk, aşırı kullanım, deniz suyunun akiferlere karışması ve uzun süredir devam eden altyapı yetersizlikleri, savaş öncesinde de güvenli içme suyuna erişimi zorlaştırıyordu. Ancak savaşın başlamasıyla birlikte zaten kırılgan olan su sistemi ağır biçimde hasar gördü ve hizmet zincirinin neredeyse bütün parçaları etkilendi.

Su kuyuları, arıtma ve tuzdan arındırma tesisleri, depolar, pompa istasyonları, ana boru hatları ve dağıtım şebekeleri hasar gördü. Bazı tesisler tamamen yıkılırken bazıları elektrik, yakıt veya gerekli teknik malzemeler bulunamadığı için kapasitesinin çok altında çalışmaya başladı. Yolların ve altyapının tahrip olması, üretilen suyun yerleşim alanlarına ve çadır kamplarına taşınmasını da daha pahalı ve güç hâle getirdi.

Bir su arıtma tesisinin çalışması yalnızca su kaynağına bağlı değildir. Elektrik veya jeneratör yakıtı, pompalar, filtreler, membranlar, yağlar, kimyasal maddeler, dezenfeksiyon ürünleri, teknik ekipman ve düzenli bakım gerekir. Bu zincirdeki tek bir parçanın eksikliği dahi tesisin üretimini düşürebilir veya tamamen durmasına yol açabilir. Gazze’de ise bu ihtiyaçların büyük bölümünde aynı anda ciddi eksiklik yaşanıyor.

Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisinin 2026 yılı değerlendirmeleri de su erişiminin kritik seviyelerde kaldığını gösteriyor. Mart ve Nisan 2026 döneminde yapılan ortak WASH değerlendirmesinde, incelenen hanelerin yüzde 63’ünün kişi başına günde altı litreden daha az içme suyuna erişebildiği bildirildi. Bu miktar; içme, yemek hazırlama, kişisel temizlik ve hastalıklardan korunma ihtiyaçlarının birlikte karşılanması için son derece yetersizdir.

250 Arıtma Tesisinden Yalnızca 74’ü Kısmen Çalışıyor

Gazze Ticaret, Sanayi ve Tarım Odasının topladığı verilere göre savaş öncesinde Gazze’de yaklaşık 250 içme suyu arıtma tesisi faaliyet gösteriyordu. Bu tesisler, tuzlu veya kirlenmiş kaynak suyunu arıtarak halkın içme suyu ihtiyacının karşılanmasında hayati rol oynuyordu. Güncel tabloda ise yalnızca 74 tesisin kısmen çalışabildiği, 176 tesisin tamamen yıkıldığı belirtiliyor.

Faaliyette görünen 74 tesisin tamamının normal kapasitede çalıştığını düşünmek de doğru değildir. Bu tesislerin bir kısmı fiziksel hasar, düzensiz enerji temini, düşük yakıt stoku, yıpranmış pompalar ve yenilenemeyen filtreler nedeniyle sınırlı üretim yapabiliyor. Dolayısıyla çalışan tesis sayısı kadar, bu tesislerin ne kadar süreyle ve hangi kapasitede üretim yapabildiği de önem taşıyor.

Herhangi bir tesisin durması yalnızca teknik bir arıza anlamına gelmiyor. Bir arıtma istasyonunun hizmet dışı kalması, o tesise bağlı mahallelerin ve yerinden edilmiş ailelerin temiz su kaynağını kaybetmesi demektir. Alternatif kaynak bulunamadığında aileler yüksek fiyatla su satın almak, uzak noktalara yürümek veya sağlık açısından güvenli olmayan kaynaklara yönelmek zorunda kalabilir.

Arıtma tesislerinin sayısındaki bu keskin düşüş, mevcut tesisler üzerindeki baskıyı da artırıyor. Daha fazla insana daha az sayıda tesisten su sağlanmaya çalışılması, makinelerin dinlenmeden kullanılmasına ve bakım aralıklarının kısalmasına neden oluyor. Fakat gerekli yedek parça ve bakım malzemeleri bulunmadığı için küçük bir teknik sorun kısa sürede üretimi tamamen durdurabilecek büyük bir arızaya dönüşebiliyor.

Üretim Kapasitesi Yüzde 54 Azaldı

Oda raporuna göre bir arıtma tesisinin günlük ortalama üretimi savaş öncesinde yaklaşık 65 metreküp seviyesindeyken bugün yaklaşık 30 metreküpe geriledi. Bu değişim, tesis başına üretim kapasitesinde yaklaşık yüzde 54’lük düşüş anlamına geliyor.

Üretimdeki gerilemenin arkasında birçok bağlantılı neden bulunuyor. Elektrik şebekesinin devre dışı kalması, tesisleri jeneratörlere ve sınırlı yakıta bağımlı hâle getiriyor. Yakıt bulunamadığında jeneratörler çalıştırılamıyor; yağ ve filtre eksikliğinde ise mevcut jeneratörlerin güvenli biçimde kullanılması zorlaşıyor. Arıtma sistemlerindeki pompalar, membranlar ve filtreler düzenli olarak yenilenmediğinde suyun miktarı azalırken kalitesinin korunması da güçleşiyor.

Üretim kapasitesindeki düşüşün etkisi, özellikle nüfusun yoğunlaştığı yerinden edilme bölgelerinde daha ağır hissediliyor. Çok sayıda ailenin küçük bir alanda yaşadığı çadır kamplarında su ihtiyacı yüksek olmasına rağmen depolama kapasitesi sınırlı kalıyor. Tankerlerin gecikmesi veya dağıtım miktarının azalması, yüzlerce insanın aynı gün içinde susuz kalmasına yol açabiliyor.

Günlük Çalışma Süresi Yarı Yarıya Düştü

Raporda arıtma tesislerinin ortalama günlük çalışma süresinin 16 saatten 8 saate gerilediği ve yaklaşık yüzde 50 azaldığı ifade ediliyor. Bu düşüş, tesislerin arızalı veya tamamen kapalı olmadığı zamanlarda dahi günün yalnızca sınırlı bir bölümünde üretim yapabildiğini gösteriyor.

Çalışma saatlerinin azalması doğrudan üretilen su miktarını etkiliyor. Aynı zamanda dağıtım planlarının bozulmasına, su tankerlerinin dolum noktalarında beklemesine ve ailelerin suya erişim saatlerinin düzensizleşmesine neden oluyor. Su dağıtımının ne zaman yapılacağını bilmeyen aileler, temel ihtiyaçlarını planlamakta zorlanıyor ve ellerindeki küçük miktarı içme, yemek veya temizlik arasında paylaştırmak zorunda kalıyor.

Kesintili işletme, teknik cihazlar üzerinde de ek yük oluşturabiliyor. Jeneratörlerin ve pompaların sık sık durdurulup yeniden çalıştırılması, düzenli bakım yapılamayan sistemlerde arıza riskini artırıyor. Bu nedenle enerji kaynağının sürekliliği, yalnızca üretimi artırmak için değil mevcut tesislerin korunması için de gerekli.

Arıtılmış Suyun Fiyatı Yüzde 233 Arttı

Gazze’de üretim azalırken maliyetler hızlı biçimde yükseldi. Rapora göre arıtılmış suyun ortalama metreküp fiyatı 30 İsrail şekelinden 100 şekele çıktı. Bu artış yaklaşık yüzde 233’e karşılık geliyor.

Fiyat artışının temelinde yakıt, taşıma, bakım ve işletme maliyetleri bulunuyor. Tesislerin elektrik yerine jeneratörle çalıştırılması üretim maliyetini yükseltiyor. Yedek parça ve filtrelerin kıtlığı mevcut malzemelerin fiyatını artırırken, hasarlı yollar ve güvenlik koşulları da tanker taşımacılığını zorlaştırıyor. Daha az suyun daha yüksek maliyetle üretilmesi, fiyatların doğrudan ailelere yansımasına neden oluyor.

Ancak Gazze’de ailelerin büyük bölümü düzenli gelirini ve geçim kaynaklarını kaybetmiş durumda. Bu nedenle piyasada su bulunması, herkesin o suya erişebildiği anlamına gelmiyor. Fiyatların yükselmesi, temiz suyu ekonomik olarak erişilemez hâle getirerek en yoksul ve en kırılgan aileleri güvensiz kaynaklara yöneltebiliyor.

Ücretsiz veya destekli su dağıtımları tam da bu noktada hayati önem taşıyor. İnsani yardım kuruluşlarının su tankerleriyle yaptığı dağıtımlar, su satın alma imkânı bulunmayan ailelerin günlük içme suyu ihtiyacının bir bölümünü karşılıyor. Fakat tankerle su taşıma hizmetinin de yakıt, araç bakımı, dolum, sürücü ve güvenli ulaşım gibi sürekli maliyetleri bulunuyor.

Kişi Başına 6–8 Litre: İhtiyacın Çok Altında Bir Yaşam

Gazze Ticaret, Sanayi ve Tarım Odasının raporunda mevcut su miktarının kişi başına günlük yaklaşık 6–8 litre düzeyinde olduğu, içme ve kişisel kullanım için tahmini ihtiyacın ise kişi başına yaklaşık 70 litreye ulaştığı aktarılıyor. Bu iki rakam arasındaki büyük fark, Gazze’de insanların yalnızca susuzluk değil ciddi bir hijyen ve halk sağlığı krizi yaşadığını gösteriyor.

Kişi başına birkaç litre su, çoğu zaman yalnızca içmek ve çok sınırlı miktarda yemek hazırlamak için kullanılabilir. El yıkama, banyo, çamaşır, temizlik ve tuvalet ihtiyacı için yeterli su kalmaz. Kalabalık çadır alanlarında hijyenin sürdürülememesi; ishal, cilt hastalıkları, solunum yolu enfeksiyonları ve suyla ilişkili diğer hastalıkların yayılma riskini artırır.

Çocuklar yetersiz ve kirli sudan en hızlı etkilenen gruplar arasındadır. İshal ve enfeksiyonlar, yetersiz beslenen çocuklarda sıvı kaybını ve sağlık risklerini ağırlaştırabilir. Hamile kadınlar, yaşlılar, engelliler, kronik hastalığı olanlar ve yaralılar da düzenli temiz suya daha fazla ihtiyaç duyar.

Su kıtlığı aynı zamanda kadınların ve çocukların günlük yükünü artırıyor. Birçok ailede su getirme sorumluluğunu üstlenen kişiler, dolum noktalarına ulaşmak ve bidon taşımak için uzun saatler harcıyor. Bu yolculuklar fiziksel yorgunluk, güvenlik riski ve çocukların eğitim faaliyetlerinden uzak kalması gibi ek sorunlara neden olabiliyor.

Yakıt, Yedek Parça ve Filtre Eksikliği Tesisleri Tehdit Ediyor

Arıtma tesislerinin devamlılığı için yalnızca yakıt sağlanması yeterli değildir. Oda raporu; yedek parçalar, filtreler, membranlar, pompalar, jeneratör yağları, kimyasal maddeler ve kireç önleyici ürünlerin de acilen temin edilmesi gerektiğini vurguluyor.

Membranlar, tuz ve kirleticilerin sudan ayrılmasını sağlayan arıtma sisteminin en kritik parçaları arasındadır. Zamanında değiştirilmeyen membranlar üretim verimini düşürür ve su kalitesini etkileyebilir. Filtreler ve pompalar da aynı şekilde düzenli bakım ve yenileme ister. Teknik ekipman girişindeki kısıtlamalar nedeniyle tesis çalışanları bazen hasarlı parçaları geçici yöntemlerle onarmaya veya kullanım ömrünü tamamlamış malzemelerle üretimi sürdürmeye çalışıyor.

Kimyasal maddelerin eksikliği dezenfeksiyon ve su kalitesi açısından ek risk oluşturuyor. Arıtılmış suyun güvenli biçimde depolanması ve taşınması için tankların, boruların ve tankerlerin de temiz tutulması gerekir. Bu nedenle su yardımı yalnızca sıvının üretilmesiyle tamamlanmaz; kaynaktan aileye ulaşana kadar bütün zincirin hijyenik ve güvenli olması gerekir.

Su Krizi Halk Sağlığını Nasıl Etkiliyor?

Temiz suya erişimin azalması, Gazze’de zaten ağır baskı altındaki sağlık sistemine yeni bir yük getiriyor. İnsanlar mecbur kaldıklarında tuzlu, kirli veya yeterince arıtılmamış su kullanabiliyor. Kirli su tüketimi ishal, kusma ve bağırsak enfeksiyonlarına yol açarken, hijyen için yeterli su bulunmaması uyuz ve çeşitli cilt hastalıklarının yayılmasını kolaylaştırıyor.

Sağlık merkezleri ve geçici klinikler de güvenli suya ihtiyaç duyuyor. Yaraların temizlenmesi, tıbbi ekipmanın dezenfeksiyonu, doğum hizmetleri, hastaların kişisel bakımı ve sağlık personelinin el hijyeni su olmadan güvenli biçimde sürdürülemez. Bu nedenle su altyapısındaki her kesinti sağlık hizmetlerini de doğrudan etkiler.

Atık su ve kanalizasyon sistemlerinin hasar görmesi, temiz su kaynaklarının kirlenme riskini daha da artırıyor. Kanalizasyonun sokaklara veya barınma alanlarına sızması, özellikle sıcak havalarda böceklerin çoğalmasına ve bulaşıcı hastalıkların yayılmasına uygun ortam oluşturuyor. Temiz su üretiminin azalması ile atık su sisteminin çökmesi birlikte değerlendirildiğinde, Gazze’deki krizin bütüncül bir halk sağlığı tehdidi olduğu açıkça görülüyor.

Öncüler İnsani Yardım Derneği Gazze’de Temiz Su Ulaştırıyor

Öncüler İnsani Yardım Derneği, Gazze’de suya erişmekte zorlanan ailelere yönelik saha çalışmalarını sürdürüyor. Su tankerleriyle gerçekleştirilen dağıtımlar, özellikle su şebekesinin çalışmadığı ve ailelerin düzenli bir kaynağa ulaşamadığı çadır bölgelerine odaklanıyor.

Tankerlerle ulaştırılan temiz su; ailelerin içme, yemek hazırlama ve sınırlı kişisel hijyen ihtiyaçlarını karşılamalarına yardımcı oluyor. Bir su tankeri, dolum kapasitesi ve dağıtım planına göre aynı gün içinde yüzlerce kişinin temel ihtiyacına destek verebilir. Ancak Gazze’de ihtiyaç sürekli olduğu için tek seferlik dağıtımlar yeterli değildir. Tankerlerin her gün yeniden doldurulması, yakıtının karşılanması, bakımının yapılması ve ihtiyaç noktalarına güvenli biçimde ulaştırılması gerekir.

Öncüler’in Gazze’deki su yardımları, gıda, sıcak yemek, ekmek, sağlık, barınma ve eğitim gibi diğer insani yardım projeleriyle birlikte yürütülüyor. Bu bütüncül yaklaşım önemlidir; çünkü su bulunmadan yemek hazırlanamaz, sağlık hizmeti güvenli biçimde sürdürülemez ve çadır alanlarında temel hijyen sağlanamaz.

Türkiye’den yapılan bağışlar, sahada temiz suyun temin edilmesi ve ihtiyaç sahibi ailelere ulaştırılması için kullanılıyor. Her bağış, bir tankerin daha fazla noktaya ulaşmasına, daha fazla ailenin su kabını doldurmasına ve çocukların güvenli su içmesine katkı sağlayabilir.

Su Tankerleri Neden Hayati Bir Çözüm?

Su tankerleri uzun vadede kalıcı altyapının yerini tutamaz. Bununla birlikte boru şebekesinin hasarlı olduğu, arıtma tesislerinin sınırlı çalıştığı ve insanların sürekli yer değiştirdiği acil durumlarda en hızlı müdahale araçlarından biridir. Tankerler, ihtiyaç haritasına göre farklı mahallelere ve çadır alanlarına yönlendirilebilir; su depolarının ve toplu dağıtım noktalarının doldurulmasını sağlayabilir.

Etkili bir tanker operasyonu için güvenilir su kaynağı, kalite kontrolü, düzenli dolum, güvenli güzergâh, yakıt ve dağıtım koordinasyonu gerekir. Ailelerin dağıtım saatinden haberdar edilmesi, kalabalığın düzenlenmesi ve yaşlılar ile engellilerin suya erişiminin kolaylaştırılması da hizmetin önemli parçalarıdır.

Gazze’de su tankerlerine yapılan destek, yalnızca geçici bir rahatlama değildir. Güvenli içme suyu ulaştırılması, insanların kirli kaynaklara yönelmesini önleyerek salgın hastalık riskini azaltır. Bu yönüyle su yardımı hem insani yardım hem de koruyucu sağlık müdahalesidir.

Kalıcı Çözüm İçin Arıtma Tesisleri Yeniden Desteklenmeli

Günlük su dağıtımlarının yanında arıtma tesislerinin korunması ve yeniden işler hâle getirilmesi de zorunludur. Gazze Ticaret, Sanayi ve Tarım Odası, tesislerin sürekliliği için temel işletme malzemelerinin girişinin kolaylaştırılması, zarar gören tesislerin onarılması ve enerji kaynaklarının güçlendirilmesi çağrısında bulunuyor.

Öncelikli ihtiyaçlar arasında jeneratör ve güneş enerjisi sistemleri, yakıt, endüstriyel yağlar, pompalar, filtreler, membranlar, dezenfeksiyon ürünleri, laboratuvar malzemeleri ve teknik yedek parçalar yer alıyor. Orta vadede boru hatlarının, su depolarının ve dolum noktalarının onarılması; uzun vadede ise dayanıklı ve merkezi su altyapısının yeniden inşa edilmesi gerekiyor.

Güneş enerjisiyle çalışan küçük ve orta ölçekli arıtma üniteleri, yakıt bağımlılığını azaltabilecek destekleyici çözümler arasında değerlendirilebilir. Ancak bu sistemlerin de panel, akü, inverter, pompa, filtre ve bakım ekipmanına ihtiyacı vardır. Dolayısıyla herhangi bir çözümün sürdürülebilir olması için teknik malzeme girişinin, uzman personelin ve düzenli bakımın güvence altına alınması gerekir.

Gazze Su Yardımına Nasıl Destek Olabilirsiniz?

Gazze’de temiz suya erişimin korunması için bireysel ve kurumsal bağışçılar farklı şekillerde katkıda bulunabilir:

  • Su tankeri dolum ve dağıtım giderlerine destek olunabilir.
  • Çadır kamplarına yerleştirilecek su depoları finanse edilebilir.
  • Arıtma tesisleri için filtre, membran, pompa ve yedek parça desteği sağlanabilir.
  • Jeneratör yakıtı, endüstriyel yağ ve bakım giderlerine katkıda bulunulabilir.
  • Güneş enerjili arıtma sistemleri ve su kuyusu projeleri desteklenebilir.
  • Şirketler ve kurumlar düzenli su dağıtım noktalarına sponsor olabilir.
  • Gazze’de su krizine ilişkin güvenilir bilgiler paylaşarak farkındalık artırılabilir.

Bağışlarda süreklilik, su projeleri açısından özel önem taşır. Bir tankerin yalnızca bir gün değil düzenli aralıklarla aynı bölgeye ulaşması, ailelerin yaşamını planlamasına ve güvensiz kaynaklara yönelmemesine yardımcı olur. Kurumsal sponsorlar belirli bir kampın, mahallenin veya dağıtım hattının düzenli su ihtiyacını üstlenerek daha ölçülebilir ve sürdürülebilir bir etki oluşturabilir.

Gazze’de Su Bir Tercih Değil, Yaşam Hakkıdır

Gazze’de arıtma tesislerinin çalışmaya devam etmesi yalnızca ekonomik bir mesele değildir. Güvenli içme suyuna erişim, insan yaşamının ve halk sağlığının korunması için vazgeçilmezdir. Elektrik, yakıt, yedek parça ve bakım malzemelerindeki her eksiklik, musluklara ulaşan suyun daha da azalmasına ve binlerce ailenin yeni sağlık riskleriyle karşılaşmasına yol açıyor.

250 arıtma tesisinden yalnızca 74’ünün kısmen çalışabildiği, üretimin yaklaşık yüzde 54 azaldığı ve fiyatların yüzde 233 yükseldiği bir ortamda, su krizini ertelemek mümkün değildir. Faaliyetteki tesislerin korunması, yıkılan altyapının yeniden kurulması ve acil tanker dağıtımlarının devam ettirilmesi aynı anda yürütülmelidir.

Öncüler İnsani Yardım Derneği, Gazze’deki ailelere temiz su ulaştırmak için saha çalışmalarını sürdürmektedir. Bu çalışmalara verilen her destek, susuzlukla mücadele eden bir çocuğun güvenli su içmesine, bir annenin yemek hazırlamasına, bir hastanın bakımının yapılmasına ve bir ailenin temel hijyenini korumasına katkı sağlar.

Gazze’de ulaştırılan her damla temiz su, yaşamı koruyan bir emanettir.

Bugün Gazze’de suya destek olmak, yalnızca bir ihtiyacı karşılamak değildir. Hastalıkları önlemek, insan onurunu korumak ve savaşın ağır şartları altında hayata tutunmaya çalışan ailelere “Yalnız değilsiniz” mesajını ulaştırmaktır.

Kaynaklar